Yazdır

Demanslı Hastalara Bakım Veren Yakınlarının Yaşadıkları Sorunlar ve
Hemşirelik Yaklaşımları

Münevver Özcan1, Sevgi Sun Kapucu2


1 Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi, Geriatri Ünitesi, Ankara, Türkiye

1 Division of Geriatrics, Hacettepe University Adult Hospital, Ankara, Turkey

2 Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, İç Hastalıkları Hemşireliği

Anabilim Dalı, Ankara, Türkiye

2 Division of Internal Medicine Nursing, Department of Nursing, Faculty of Health Sciences,

Hacettepe University, Ankara, Turkey

ÖZET

Türkiye’de ve dünyada yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı giderek artmaktadır. Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte yaşlılarda görülen kronik hastalıkların sayısı da artmaktadır. İlerleyen yaşla birlikte görülme sıklığı artan hastalıklar arasında nöropsikiyatrik hastalıklardan biri olan demans da yer almaktadır. Demansın ortaya çıkma nedenine bağlı olarak ilerleme süreci değişiklik göstermektedir. Ancak bu süreç içinde demanslı hasta giderek günlük yaşam aktivitelerinde daha bağımlı hale gelmekte ve sürekli bir bakıma gereksinim duyulmaktadır.  Demanslı hastanın bakımından primer olarak sorumlu olanlar aile üyeleridir. Uzun süreli bakım veren kişiler, bakım sürecinde çok çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunların nedenlerine baktığımızda; bakım konusunda yeterli bilgi sahibi olmamaları, bakımı diğer aile üyeleri ile paylaşamamaları, demanslı hastadaki davranış bozuklukları ile nasıl baş edebileceklerini bilmemeleri gibi nedenler yer almaktadır. Demanslı hasta sayısındaki artış, bu konuda deneyime sahip hemşirelerin yetiştirilmesi ve demanslı hasta bakımı ve demanslı hastaya bakım veren kişilere yönelik eğitimlerin planlanması ve uygulanması açısından önem taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: Demanslı hasta, hasta yakını, bakım sorunları, hemşirelik.

Geliş Tarihi: 25/05/2009 - Kabul Ediliş Tarihi: 05/06/2009

ABSTRACT

Caring for the Dementia Patient: Difficulties Faced by Caregivers and the Nursing Approach

The proportion of the elderly population to the total population is gradually increasing both in Turkey and worldwide. The number of chronic diseases seen among the elderly is also rising as the elderly population increases. Dementia, one of the neuropsychiatric diseases, is among the diseases being seen with increasing frequency in conjunction with the increasing age of the population. The progression of dementia may differ according to the reasons for its appearance. However, during this period, patients with dementia gradually become more dependent on others for activities of daily life and can require permanent care. Family members generally assume primary responsibility for the care of the dementia patient. People taking care of the patient are faced with various problems during the care period. Among the contributory factors for these difficulties are: the caregivers have insufficient information about care; the burden of care is not shared with other family members; and the caregivers are not prepared to cope with the behavioral disorder of the dementia patient. The increase in the number of patients with dementia is of importance in terms of training nurses who have experience with this illness. Courses about the care of the dementia patient should be planned and implemented for the caregivers.

Key Words: Dementia patients, caregivers, difficulties in care, nursing.

Received: 25/05/2009 - Accepted: 05/06/2009

Dünyadaki toplam nüfus giderek artmakta olup, 2040 yılında dünya nüfusunun 9 trilyon olacağı tahmin edilmektedir (1). Dünya ülkelerindeki nüfus artışı gelişmiş ülkelerde özellikle yaşlı nüfus üzerinde olmaktadır. Yaşlı nüfusun artmasıyla beraber yaşlılarda görülen kronik hastalıkların oranı da artmaktadır. Günümüzde, sağlık alanındaki gelişmelerle birlikte tedavisi mümkün olmayan hastalıkların tedavi edilmesi, kronik hastalıkların ve komplikasyonlarının kontrol altına alınması, kaliteli beslenilmesi, sağlığın kalitesinin yükseltilmesi ile yaşam kalitesinin olumlu yönde gelişmesi dünyada ve özellikle gelişmiş olan ülkelerde yaşlı nüfus artışını beraberinde getirmektedir. Bu nedenle yaşlılara hizmet verecek sağlık personelinin eğitimleri, yaşlılara yönelik olan hizmetler önem kazanmaktadır.

Ülkemizde de yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı giderek artmaktadır. 2000 yılında yaşlı nüfus %5.7 iken, 2008 yılında yapılan adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarına göre %6.8’e yükselmiştir (2,3).

Toplumda yaşlı nüfusun artış göstermesi, o toplumun gereksinim duyduğu hizmetleri ve dolayısıyla toplumun hizmet alanındaki taleplerinde değişiklik yaratmaktadır. Bu hizmetlerin arasında sağlık hizmetleri önemli bir yere sahiptir. Yaşlı nüfusun artış göstermesiyle kronik hastalıkların sayısında artış olması kaçınılmazdır. Sağlık hizmetleri de bu yönde gelişim göstermekte olup, yaşlı bireylerin kronik hastalıklarında tedavi ve bakımı ön plana çıkmıştır. Yaşlı bakımevlerinin sayısındaki artış sağlık hizmetlerinin bakıma verdiği önemin bir kanıtıdır. Bu nedenle de yaşlı bireylerin bakımında görev alacak eğitimli sağlık personeline olan gereksinim ve bu grubun eğitimine yönelik önem artmıştır.

Günümüzde yaşlı nüfusta artış olması beraberinde kronik hastalıkların görülme sıklığını da artırmaktadır. İlerleyen yaşla birlikte görülme sıklığı artan hastalıkların başında ise çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen demanslar gelmektedir.

DEMANS

Demans, farklı nedenlerle beyinde belirli bir sürede gelişen ve ilerleyerek devam eden etkilenmeler sonucu yüksek serebral fonksiyonların çok yönlü bozukluklarının yarattığı klinik tablolardır (4). Diğer bir tanıma göre demans; kişinin bellek, akıl yürütme, oryantasyon, dikkat, konsantrasyon, konuşma, düşünme, fiziksel koordinasyon gibi birçok fiziksel yeteneğin giderek kötüleşmesidir (5).

Demansın birçok nedeni vardır. En sık görülen demans tipi Alzheimer hastalığı olup tüm demansların yaklaşık %60-70’ini oluşturmaktadır. Demansların %10-20’sini vasküler hastalığa bağlı reversibl ya da irreversibl demanslar, kalan %10-20’sini ise demansa neden olan diğer nedenler oluşturmaktadır (6,7).

Yaşlı bireylerde aynı anda birden çok demans türü bir arada görülebilmektedir. Bunun nedeni, subkortikal vasküler demansın hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklara bağlı olarak gelişebilmesidir (7).

Demansın sık görülen dört tipi vardır. Her birinin farklı klinik özellikleri ve tanı kriterleri bulunmaktadır (8,9,10);

• Alzheimer hastalığı,

• Vasküler demans,

• Lewy cisimcikli demans,

• Frontotemporal demans ya da Pick hastalığı,

• Diğer nedenlere bağlı oluşan demanslar.

Türkiye’de 2000 yılında yapılan Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkililik Projesinin sonuçlarına göre Alzheimer hastalığı ve diğer demans türleri, Türkiye’de ulusal düzeyde 60 ve üzeri yaş grubunda ölüme neden olan ilk 20 hastalık arasında %0.5 oranıyla 19. sırada yer almaktadır. Tüm yaş gruplarına göre incelendiğinde Sakatlığa Ayarlanmış Yaşam Yılı (DALY)’na neden olan ilk 20 hastalığa bakıldığında hastalığın kadınlarda %1.2 oranıyla 19. sırada bulunduğu görülmektedir (11).

Alzheimer hastalığının tespiti için sinsi bir başlangıcının olması, ilerleyici bir süreç olması, erken hafıza kaybının olması ve dil sorunları, apraksi, agnozi gibi bilişsel yetersizliklerden en az birinin olması gerekmektedir. Ayrıca kişide, kişilik ve duygu durumundaki değişikliklerinden; apati, depresyon, mod değişkenliği ve ajitasyon görülebilmektedir (9,10).

Vasküler demansa iskemik olaylar ve hemorajik lezyonlar katkıda bulunabilir. Bilişsel kayıplar kortikal ve/veya subkortikal düzeyde olabilir. Subkortikal vasküler demans arteriyoler oklüzyon ve laküner infarktların bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıklarına bağlı olarak kişide vasküler demans gelişebilir. Vasküler demansta hafıza sorunları Alzheimer hastalığına göre daha hafif düzeydedir (9).

Lewy cisimcikli demansta halüsinasyonlar sık görülmektedir. Kısa dönem hafıza ile ilgili sorunlar daha seyrektir. Bu hastalarda Parkinson semptomları daha yüksek orandadır ve nöroleptik ilaçların ekstropiramidal etkilerine karşı daha hassastır.

Frontotemporal demans, frontal lobun etkilenmesine bağlı olarak davranışlarda ve kişilikte azalmayla karakterizedir (9).

DEMANSTAGÖRÜLEN NÖROPSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR

Demanslı hastaların %90’ında nöropsikiyatrik bozukluklar görülmektedir. Nöropsikiyatrik bozukluklar hastaların kuruma kabulündeki ve bakım verenlerin stresindeki en önemli nedenlerden biridir. Hastalarda görülen davranışsal ve psikiyatrik sorunların ortaya çıkışında bireysel farklılıklar bulunmaktadır. Hastada görülen davranışsal ve psikiyatrik semptomlar, algılamada bozulma, düşünce içeriği, mizaç ve davranış bozukluklarıdır. Demansa bağlı olarak gelişen bilişsel bozukluklar sonucunda mizaç, davranış ve kişilikte bozulmalar görülür. Ortaya çıkan bu bozulmalar, kişinin sosyal yaşamını ve iş hayatını tamamen etkiler. Ayrıca, kişinin bilişsel, duygusal, davranışsal, düşünsel, algısal ve vejetatif işlevlerinde önemli derecede bozulmalar görülür. Davranışsal bozukluklar arasında fiziksel agresyon, hareketsizlik, ajitasyon, kültürle uygunsuz davranışlar ve seksüel disinhibisyon bulunur. Hastada var olan anksiyete, depresif mizaç, halüsinasyonlar ve hezeyanlar hasta ve yakını ile görüşülerek belirlenmelidir (12).

 Demanslı kişide ortaya çıkan uygunsuz davranışlar dört başlık altında toplanabilmektedir (9,12):

1. Fiziksel olan ve agresif davranışlar (vurma, tekmeleme, ısırma gibi),

2. Fiziksel olan ve agresif olmayan davranışlar (dolaşma, uygunsuz dokunma gibi),

3. Sözel olan ve agresif olmayan davranışlar (tekrarlanan istekler ve ibareler gibi),

4. Sözel olan ve agresif davranışlar (küfür etme, çığlık atma gibi).

DEMANSLI BİREYE BAKIM VEREN KİŞİLERİN YAŞADIKLARI SORUNLAR

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde 4 milyondan fazla demans hastasının %70’i ailesi tarafından bakım almaktadır (5). Ailelerin çoğu bakım rolünü olabildiğince sürdürerek hastasının kurum bakımı almasını önlemeye çalışır ve genelliklede birinci derecede bakımdan sorumlu kişi demanslı bireyin eşidir (6).

Ailedeki bakımı daha çok kadınlar üstlenmiştir, bakım verenlerin %72’sini kadınlar oluşturmaktadır. Bunun %43’ü eşler, %29’u kız çocuklarıdır. Eşler ve kız çocukları bakımda günlük yaşam aktiviteleri ve enstrümental günlük yaşam aktivitelerinde daha çok aktif rol almaktadır (6).

ABD’de 2004 yılında yapılan bir araştırmaya göre tüm ev halkının %20’si 50 yaş ya da daha yaşlı olan bireylere bakım vermektedir. Bakım verenlerin büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Aynı çalışmada bakım verenlerin %39’unu erkeklerin oluşturduğu belirlenmiştir. Ailelerin yıllık ortalama bakım masrafları ise 196 milyar dolardır. Bakım vermek bakım veren kişilerin ailelerini, iş ortamlarını ve toplumu etkilemektedir (13). Bakım vermek, bakım veren kişinin yükümlülük ve sorumluluklarını artırmaktadır.

Bakım veren kişilerin sorumlulukları iş ve evdeki yükümlülüklerle çatışmaya neden olabilir. Bakım veren kişide, ebeveyninin ya da eşinin fiziksel ya da bilişsel olarak yetersiz olduğunu görmek büyük bir üzüntü yaşamasına neden olur. Bakım veren kişi; sevgi, iyi bir iş yaptığı için memnuniyet gibi duygularının yanı sıra suçluluk, kızgınlık, yorgunluk, anksiyete, korku, keder ve üzüntü gibi duygular yaşayabilir.

Erkek ve kadın bakım veren kişilerde rol değişiklikleri olmaktadır. Yaşlı bir kadın, kendi kendine karar vermeye, parayı idare etmeye ve araba kullanmayan bir kişi araba kullanmaya başlamak zorunda kalabilir. Erkekler yemek pişirmek, çamaşır yıkamak, eşine kişisel bakımında yardımcı olmak gibi sorumlulukları üstlenebilmektedir (13).

Yaşlı bireylere ve demanslı kişilere bakım verenlere yönelik yapılan bazı çalışma sonuçları aşağıda verilmiştir.

Kılıç Akça ve Taşçı’nın yaptığı araştırmada, yaşlı bireye bakım verenlerin %25’inin günlük yaşamlarının etkilendiği ve bu etkilenmeye bağlı olarak sosyal iletişimlerine engel olunması nedeniyle sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Bakım verenlerin %22’sinde çoğunlukla baş ağrısı, mide şikayetleri ve kendilerini halsiz hissetme gibi fiziksel sağlık sorunları görülmüştür. Bakım verenlerin %34.4’ü bakım vermenin ruhsal sağlıklarını etkilediğini belirtmiştir (14).

Hong ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada, bakım veren kişilerin %78.3’ünün kadın olduğu, %89.2’sinin evli olduğu, %50.6’sının eğitim durumunun iyi olduğu belirlenmiştir. Bakım veren kişilerin %33.8’ini bakım alan kişinin oğlunun eşi, %26.8’ini eşleri, %26.1’ini kızları ve %13.4’ünü ise oğulları oluşturmaktadır. Bakım veren kişilerin %44.6’sı, haftada 40 saatten daha fazla süreyi bakım vermek için harcadıklarını ve ortalama olarak 2.8 yıldır bakım verdiklerini belirtmiştir (15).

Akyar’ın yaptığı çalışmada bakım veren kişilerin %64’ünün bakımda güçlük yaşadığı, bakım verenlerin %70’inin hastaya bakmaya başladıktan sonra sorun yaşadığı saptanmıştır. Bakım verenlerin %54’ünün ekonomik durumunun bakım vermeye bağlı olarak olumsuz etkilendiği, %90’ının günlük yaşamının etkilendiği ve bu etkilenmenin en çok sosyal yaşantıda olduğu belirtilmiştir. Bakım veren kişilerin yaşadığı sorunlara bakıldığında ise bunların hastanın özbakımının uygulanması, hastanın davranış değişiklikleri ile baş etme, hastanın gereksinimini belirleme, hastanın yanında kalma ve bakıcı ile yaşanan sorunlar olduğu belirlenmiştir (16).

Demanslı bireylere bakım veren yakınlarının yaşamları günlük yaşamlarından sosyal yaşamlarına kadar kapsamlı bir şekilde etkilenmektedir. Bakım verenlerin yaşamlarının olumsuz etkilenmesini azaltmak için, tüm bakım veren kişilerin, özellikle kadınların bakım konusunda eğitim almalarının sağlanması ve bakım veren kişilere yönelik destek programlarının oluşturulması önem kazanmaktadır.

Hartford Enstitüsü, bakım vermenin olumsuz sonuçlanmasıyla alakalı risk faktörleri tanımlamıştır. Bu risk faktörleri aşağıda belirtilmiştir (17):

• Bakım veren kişide yüksek oranda stres ve depresyon görülür, subjektif iyilik hali ve fiziksel sağlıkları olumsuz etkilenmektedir.

• Bakım veren kişiler arasında kadınların daha fazla sorumluluk aldıkları ve kadınlarda depresyon oranının daha fazla olduğu görülmektedir.

• Eğitim düzeyi düşük olan bakım veren kişilerde yine depresyon görülme oranı yüksektir.

• Bakım veren eşlerde bakım veren diğer kişilerden daha fazla oranda depresyon görülmektedir.

• Bakım alan kişi ile iletişimi kötü olan bakım veren kişi daha fazla sıkıntı yaşamaktadır.

• Bakım veren kişinin bakım vermeye hazır olmayışı sıkıntı yaşamasına neden olmaktadır.

Demans prevalansında artış olmasıyla birlikte demanslı bireylere bakım veren kişilerde fiziksel, emosyonel ve ekonomik açıdan tükenmişlik artmaktadır. Demanslı hastalarda görülen nöropsikiyatrik semptomlar, bakım veren kişilerde yorgunluğa, zaman ve para harcanmasına ve sosyal izolasyona yol açar. Bu durumda oluşan stres yaşam kalitesinin düşmesine, duygusal gerginliğe veya bazı psikiyatrik bozukluklara neden olur (12).

Demanslı kişide ortaya çıkan nöropsikiyatrik bozukluklar, hasta ve yakınlarının bu davranışlarla baş etmeleri hasta yakınlarının acı çekmesine, hastanın erken dönemde bir kuruma yatırılmasına, bakım masraflarının artmasına, hasta ve yakınlarının yaşam kalitesinin düşmesine neden olur.

Hastada görülen sorunlar; kişilik değişiklikleri, mizaç bozuklukları, hezeyan ve varsanılar, bellek bozukluğuna bağlı olarak sürekli aynı soruların sorulması, huzursuzluk, fiziksel saldırganlık ve sosyal uygunsuz davranışları içermektedir. Bütün bu sorunlarla başa çıkabilmek için bu davranışları tetikleyen olayın bulunması, sosyal ve fiziksel çevrenin düzenlenmesi gerekmektedir.

Deliryum, anksiyete, uyku bozuklukları ve depresyona bağlı olarak hastada ajitasyon görülebilir. Ajitasyon, altta yatan tıbbi sorun ortadan kalktığı halde devam ediyorsa ajitasyonu tetikleyen çevresel nedenler gözden geçirilmelidir (12). Bakım veren kişiler, hastada görülen delüzyon, halüsinasyon, depresyon, uykusuzluk, anksiyete, amaçsız dolaşma ve fiziksel-agresif olan davranışlarla baş etmede en çok sıkıntı yaşamaktadır. Bu davranışlarla baş edilememesi hastanın bakım evlerine erken dönemde yatırılması ile sonuçlanmaktadır (18).

DEMANSLI HASTA YAKINLARINA YÖNELİK HEMŞİRELİK YAKLAŞIMLARI

Yaşlı nüfusundaki artış ile birlikte yaşlı bireylere yönelik verilen sağlık hizmetlerinde ve kalitesinde artış olmaktadır. Toplumun talepleri doğrultusunda gelişen sağlık hizmetleri, yaşlı bakımına ilişkin bakım protokollerinin oluşturulması ile gelişim göstermiştir. Hartford Enstitüsünün hazırlamış olduğu hemşirelik uygulamaları protokolleri arasında yer alan hasta yakınına yönelik olarak hazırlanmış protokolde bakım veren kişilerin aktiviteleri açıklanmıştır. Bu aktiviteler; günlük yaşam aktiviteleri, hastalığa yönelik olan bakım, bakımın yönetimi olarak belirtilmiştir.

Hartford Enstitüsünün hazırladığı protokole göre hemşirelik yaklaşımları aşağıda verilmiştir (17):

• Bakım veren kişilerin bakım vermeye hazır oluşunu artırmak için gerekli olan içeriğin ve becerilerin tanımlanması gerekmektedir.

• Bakım veren kişi ile sorunları; merak edilen konuları belirlemek ve bunlara yönelik stratejileri oluşturmak için iş birliği yapmak önemlidir.

• Bakım veren kişinin kendi gücünün farkına varmasını sağlamak için destek olunmalıdır.

• Bakım veren kişinin uygun kaynakları bulması ve bu kaynaklardan yararlanması konusunda yardımcı olunmalıdır.

• Bakım veren kişilerin bakım verme konusundaki fiziksel ve emosyonel yanıtlarını tanımalarına ve yönetmelerine yardımcı olunmalıdır.

Demanslı hastalara bakım veren kişilerin tükenmişlik düzeylerini azaltmak için bakım veren kişinin eğitimi, destek sistemlerinin kuvvetli olması, gerektiğinde ulaşabileceği kişi ya da kurumlar konusunda bilgili olması gerekmektedir. Bakım veren kişiye bu konularda bilgi verilmesi interdisipliner bir yaklaşımı gerektirmektedir. Bakım veren kişiye yönelik hemşirelik girişimlerinin başında hasta ve yakınlarının eğitimi gelmektedir. Bakım veren kişinin demanslı bireyde görülebilecek davranışları bilmesi ve bu davranışlara nasıl bir yaklaşımda bulunması konusunda bilgi sahibi olması ve bakım verme konusunda eğitime ihtiyaç duyması bakım veren kişinin sorunlarla baş etmesini sağlarken tükenmişlik yaşamasını da engeller.

Demanslı olan bireye bakan yakınlarının en çok sıkıntı çektikleri konu, davranışlarla nasıl baş edebileceklerini bilmemeleri ve bu hastalığı yakınlarına yakıştıramamalarıdır. Hastalığı bakım veren kişilerin kabullenmesi de zaman alabilmekte bu da hasta bireyin bakımını olumsuz etkilemektedir. İkinci aşamada hemşirenin yaklaşması gereken konu, sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesidir. Öncelikle aile içinde yakınların iş bölümü yaparak bakımın bir kişi üzerinde olmasını ve bu kişinin tükenmişlik yaşamasının engellenmesi önemlidir. Ayrıca bakım veren kişilerin destek alabilecekleri kurumlar hakkında bilgilendirilmesi ve kendileri gibi bakım veren kişilerle bir araya gelebilecekleri kuruluşların olması önemlidir. Demanslı bireye yaklaşımda en önemli durum hastanın interdisipliner bir ekip ile değerlendirilmesidir.

BAKIM VEREN KİŞİYE VERİLECEK EĞİTİM KONULARI

Hasta ile İletişim

Hasta ile konuşurken kısa ve net cümleler kurulmalıdır. Ses tonu yükseltilmeden yansız cümleler kullanılarak hasta ile konuşulmalı ve hastanın soruları yanıtsız bırakılmamalıdır. Sorularına yanıt verilmemesi hastanın ajitasyonunun artmasına neden olabilir (18). Konuşurken karmaşık cümleler kurulmamalıdır. Açık uçlu sorular sorulmamalıdır (7).

Uyku Düzeninin Sağlanması

Uyku düzeninde bozulmanın olması hastanın ve bakım veren kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Uyku bozukluklarına yönelik olarak yapılması gereken uygulamalar aşağıda belirtilmiştir (12,18):

• Yatma saatlerinin düzenli olması,

• Yatak odasının sadece uyumak için kullanılması,

• Uyanıkken yatakta olmaması,

• Yemek saatlerinin düzenli olması,

• Alkol, kafein ve nikotinden kaçınılması,

• Akşam aşırı sıvı alımından kaçınılması,

• Gündüz uyuklamalardan kaçınılması,

• Gün içindeki aktivitelerin artırılması,

• Ağrı varsa tedavisi,

• Sabah gün ışığına maruz kalınması,

• Her gün düzenli egzersizin yapılmasının sağlanması,

• Rahat uyku uyumasının sağlanması,

• Uyku saatinde ses, ışık gibi uyaranların azaltılması.

Çevresel Düzenleme

Günlük programda katı rutinler, huzursuz ve endişeli olan bireyi sakinleştirir. İnkontinansı olan kişide iki saatte bir düzenli tuvalete gitmesine yardımcı olunmalıdır. Gece lambaları kullanılmalıdır. Ancak erken dönem demans hastaları çevre değişikliklerinden rahatsız olur. Çünkü ortamda yapılan değişiklikler kişinin konfüzyonunu artırır. Çevredeki strese neden olan uyaranları belirlemek için çevresel bir değerlendirme yapmak iyi bir uygulama olabilir. İşitsel, görsel, dokunsal ve birden çok uyaranlar kontrol edilebilir olmayabilir. Lewy cisimcikli demansı olan kişilerde tüm gün televizyonun açık olması halüsinasyonları artırabilir.

Bakım veren aile üyeleri ve profesyonel kişilere yönelik olarak ABD’de 1995 yılından beri iki ayda bir yayınlanan “Today’s Caregiver Magazine” dergisinde ise yaşlısına bakım veren aile üyelerine yönelik önerilerde bulunulmuştur (13). Bu öneriler;

• Kendiniz ve sevdiğiniz kişi (bakım verdiğiniz kişi) için ulaşılabilir hedefler belirleyin.

• Bakım vermenin stresli bir iş olduğunun farkında olun.

• Size ve yakınınıza uygun bakım servislerinin avantajlarını öğrenin.

• Olabildiğince arkadaşlarınızla iletişimde olun ve zevk aldığınız aktiviteleri sakın bırakmayın.

• Okumak, yürümek, spor yapmak gibi sizi rahatlatıcı faaliyetleri yapın.

• Aileniz, arkadaşlarınız ve bakım verdiğiniz yakınınızla iletişiminizi artırın.

• Bakım veren kişilerin destek gruplarına katılın.

• Kendi fiziksel ve mental sağlığınıza odaklanın.

SONUÇ

Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de yaşlı nüfusunda  artış olmaktadır. Bunun sonucu olarak yaşlı bireylere yönelik sağlık hizmetlerine olan gereksinim de artmıştır. Geriatri alanında olan gelişmelere bağlı olarak bu alanda eğitimli sağlık personellerine olan ihtiyaç artmaktadır. Geriatri alanında eğitimli hemşirelerin yetişmesi hasta ve hasta yakınına verilecek olan eğitimin etkinliğini de artıracaktır. Demanslı bireylere bakım veren kişilerin bakım sürecinde birçok sorunlarla karşılaşıldığı bilinmektedir. Bakım veren kişiler bilgi eksikliği, aile içi destek ağının yetersiz olması, destek alabilecekleri kişi/kurumların olmaması gibi nedenlere bağlı olarak karşılaştıkları sorunlarla baş etmede yetersiz kalmaktadır. Bakım veren kişilerin karşılaştıkları sorunlara yönelik olarak eğitim toplantılarının planlanması ve uygulanması, bakım veya danışmanlık hizmeti verecek kurumların oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Oluşturulacak bu planlamaların yaşlı bireylerin daha kaliteli hizmet almasını sağlamasının yanı sıra aile bireylerine de destek olabilmesi nedeniyle kişilerin sorunlarla baş edebilmelerini kolaylaştıracağını düşünmekteyiz.

KAYNAKLAR

  1. U.S. Census Bureau. Erişim tarihi: 28.01.2009. Erişim adresi: http://www.census.gov/ipc/www/idb/worldpopgraph.html
  2. T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Erişim tarihi: 28.01.2009. Erişim adresi: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=3992
  3. 2000 Genel Nüfus Sayımı Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri, Türkiye. Ankara: T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü, Mart 2003.
  4. Karaman Y. Alzheimer Hastalığı ve Diğer Demanslar. 1. Baskı. İstanbul: Lebib Yalkın Matbaası, 2002: 63.
  5. Karadakovan A. Demansta Hemşirelik Bakımı; II. Ulusal Geriatri Kongresi. Kongre Kitabı Kemer-Antalya: 20-24 Ekim 2003, s. 117-20.
  6. Buckwalter KC, Garad L, Maas M. Caregivers and their support. In: Copeland JRM, Abou-Saleh MT, Blazer DG (eds). Principles and Practice of Geriatric Psychiatry. 2nd ed. West Sussex, UK: John Wiley & Sons, 2002: 775-7.
  7. Schmidt Luggen A. Gerontologic nurse practitioner care guidelines: Dementia behaviours: Recognition and management. Geriatr Nurs 2005; 26: 95-7.
  8. Ganzer CA. Assessing Alzheimer’s disease and dementia: best practices in nursing care. Geriatr Nurs 2007; 28: 358-65.
  9. Reichman WE, Korn ML. Comprehensive management of behavioral disturbances in dementia. MedscapeCME. Erişim tarihi: 26.12.2008 Erişim adresi: http://cme.medscape.com/viewprogram/2896_index
  10. Muangpaisan W. Clinical differences among four common dementia syndromes. Geriatrics Aging 2007; 10: 425-9.
  11. T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Sağlık Kurumu (TUSAK). Erişim tarihi: 9 Şubat 2009. Erişim adresi: http://www.tusak.saglik.gov.tr/pdf/nbd/raporlar/hastalikyukuTR.pdf
  12. Ceylan ME, Türkcan A. Araştırma ve Klinik Uygulamada Biyolojik Psikiyatri Demans. İstanbul, 2006: 2.
  13. Lund M. Caregiver, take care. Geriatr Nurs 2005; 26: 152-3.
  14. Kılıç Akça N, Taşçı S. 65 yaş üstü bireylerde bakım verenlerin yaşadıkları sorunların belirlenmesi. Sağlık Bilimleri Dergisi 2005; 14: 30-6.
  15. Hong GS, Kim H. Family caregiver burden by relationship to care recipient with dementia in Korea. Geriatr Nurs 2008; 29: 267-74. [Özet]
  16. Akyar İ. Alzheimer hastalarına bakım verenlerin yaşadıkları güçlükler (tez). Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 2006.
  17. Hartford Institute for Geriatric Nursing. Erişim tarihi: 31.12.2008. Erişim adresi: http://consultgerirn.org/topics/family_caregiving/want_to_know_more
  18. Yılmaz A, Turan E. Alzheimer hastalarına bakım verenlerde tükenmişlik, tükenmişliğe neden olan faktörler ve baş etme yolları. Türkiye Klinikleri J Med Sci 2007; 27: 445-54. [Özet]

Yazışma Adresi/Address for Correspondence

Yrd. Doç. Dr. Sevgi Sun Kapucu

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi

Hemşirelik Bölümü,

İç Hastalıkları Hemşireliği,

Sıhhiye 06100 Ankara/Türkiye

e-posta: sevgisun@hacettepe.edu.tr

Yazdır